İçeriğe geç

HaSO hangi dilde ?

Güne Başlarken

Sabah güneşi odama hafifçe vuruyor, perdelerden süzülen ışık yüzümü okşuyor. Bugün farklı bir gündü, içimde bir heyecan ve tedirginlik karışımı vardı. Kayseri’nin sessiz sokaklarından geçip kahvemi alırken aklım bir türlü durulmuyor. “HaSO hangi dilde?” sorusu kafamda dönüp duruyordu. Bu sorunun basit bir cevabı olabilir miydi? Yoksa ben her zamanki gibi fazlasını mı merak ediyordum?

Dışarıdaki rüzgar yüzüme çarparken içimde bir sıkışma hissi de vardı. Anlamaya çalışıyordum; bazı şeyler kolay gibi görünür ama işin içine duygular girince her şey daha karmaşık bir hâl alıyor. Ben de işte tam olarak böyleydim: merak eden, soran, bazen fazla düşünen bir genç.

Kitapçıda Bir An

O gün kendimi eski kitapçılardan birine attım. Rafların arasında dolaşırken parmaklarım kitapların sırtına dokunuyor, sayfaların kokusunu içine çekiyordum. Belki de bir cevap bulurum umuduyla. Arka raflardan bir kitap aldım; kapağını açtım ve rastgele bir sayfayı çevirdim. Kelimeler beni sarıyor, sanki yazarın duyguları doğrudan kalbime akıyordu.

“HaSO hangi dilde?” sorusu birden gözümün önünde canlandı. Kitaplarda gördüğüm, duygularla yoğrulmuş sözcüklerin arasında kaybolmuşken fark ettim ki, bazen cevaplar sadece beklemeyi gerektiriyor. Ama sabrım kısa, heyecanım hep fazla. Kalbim hızlı atıyor, gözlerim biraz yaşarıyor. Bu, küçük bir hayal kırıklığı da olabilirdi; çünkü bazen beklediğimiz cevap, düşündüğümüz gibi net çıkmaz.

Arkadaşla Konuşma

Öğleden sonra en yakın arkadaşımla buluştum. Onunla otururken, kahvelerimizi yudumlarken konu bir şekilde yine “HaSO hangi dilde?” sorusuna geldi.

“Bence bu işin cevabı basit ama senin kafanı karıştırıyor,” dedi. Gülüşü, o anki huzurumu artırdı. Arkadaşımın yanında kendimi daha net ifade edebiliyordum.

“Belki de basit olması, göründüğü kadar basit değildir,” dedim, sesim biraz titrek ama içten. O an fark ettim ki duygularımı saklamamak bana özgürlük veriyor; heyecanımı, tedirginliğimi, hayal kırıklığımı söyleyebilmek…

Yalnızlık ve İçsel Diyalog

Akşam eve dönerken yalnız yürüyordum. Kayseri’nin eski taş sokakları, lambaların ışıkları ve hafif rüzgar bana eşlik ediyordu. Kafamda hâlâ aynı soru dönüyor: “HaSO hangi dilde?” Kendimle konuşuyordum, kimi zaman bağırıyor, kimi zaman fısıldıyordum. Duygularım yoğun ama bir o kadar da gerçekti.

“Belki de her şeyi hemen anlamaya çalışmak zorunda değilim,” dedim kendi kendime. İçimde bir umut kıpırdanmaya başladı. Belki de cevap, düşündüğüm kadar önemli değildi. Önemli olan, merak etmek, hissetmek ve hislerimi yazabilmekti. Günlüklerimde olduğu gibi, duygularımı kelimelere dökmek bana huzur veriyordu.

Rüya Gibi Bir Akşam

Akşam yemeğinden sonra odamın penceresinden dışarı baktım. Gökyüzü turuncu ve pembe tonlarla boyanmıştı. Bu manzara, yorgunluğumu alıyor, kalbime bir dinginlik getiriyordu. Bir yandan hala “HaSO hangi dilde?” sorusu aklımda dönüyor, diğer yandan içimde bir kabullenme hissi vardı.

Bazen insan, cevabı bulamadığı sorularla yaşamak zorunda kalır. Ama her sorunun içinde bir macera, bir duygu ve bir öğrenme vardır. Ben de işte böyle hissettim: hem hayal kırıklığı hem heyecan, hem merak hem umut…

Kalem ve Kağıt

Gecenin ilerleyen saatlerinde kalemi elime aldım. Sayfaların beyazlığı bana güven veriyordu. Her kelimeyi yazarken, hissettiğim her duyguyu sayfaya döktüm. Merak, endişe, heyecan, hayal kırıklığı… Hepsi oradaydı, kelimelerin arasında nefes alıyordu.

“HaSO hangi dilde?” sorusu artık sadece bir soru değildi. Bu soru, benim hislerimi keşfetmemi, kendimle yüzleşmemi sağlayan bir araç olmuştu. Ve ben bunu kabulleniyordum. Her kelime, her cümle bana biraz daha özgürlük veriyordu; duygularımı gizlemeye gerek yoktu.

Geceye Veda

Yatağıma uzanırken, pencerenin önünde gece sessizliği vardı. Şehir yavaş yavaş uykuya dalıyordu. Ben ise hâlâ içimdeki soruyu düşünüyordum ama artık tedirgin değildim. Heyecanım hâlâ vardı, ama yanında bir huzur da gelmişti.

Kendi kendime fısıldadım: “Belki de hayat, cevapları hemen bulmak değil; soruları hissetmek ve yaşamakla ilgilidir.” Ve o an fark ettim ki, duygularımı saklamamak, onları olduğu gibi kabul etmek, beni ben yapan en değerli şeydi.

Kayseri’nin sessiz sokaklarından, kitapçıların raflarına, arkadaş sohbetlerinden yalnız yürüyüşlere kadar her an, bu sorunun ve hislerimin bir parçası olmuştu. “HaSO hangi dilde?” artık bir merak değil, benim duygusal yolculuğumun küçük ama anlamlı bir simgesiydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!