Osmanlıca “Kanı” Ne Demek? Bilimsel Merakla Geçmişe Yolculuk Bazen bir kelimeyle karşılaşırız ve onun anlamı sandığımızdan çok daha derinlere uzanır. Osmanlıca’daki “kanı” kelimesi de tam olarak böyle bir örnektir. İlk bakışta basit bir kelime gibi görünse de, içinde hem tarihsel bağlamı hem de dilin evrimini taşıyan zengin bir anlam dünyası vardır. Peki “kanı” tam olarak ne anlama gelir? Ve neden bu kadar önemli bir kelimedir? Kelimenin Köklerine İniş: Osmanlıca’da “Kanı” Ne İfade Eder? Osmanlı Türkçesi, Arapça, Farsça ve Türkçenin birleşiminden doğmuş zengin bir dildir. Bu dilde kullanılan kelimelerin çoğu, günümüz Türkçesinden farklı anlam katmanlarına sahiptir. “Kanı” kelimesi de bunlardan biridir.…
2 YorumKategori: Makaleler
Güve Neden Meydana Gelir? Tarihin Tozlu Raflarından Günümüze Bir Hikâye Bir tarihçi olarak geçmişi anlamaya çalışırken, çoğu zaman en küçük ayrıntıların bile büyük dönüşümlerin habercisi olduğunu fark ederim. Güve dediğimiz o minik canlı da bunlardan biridir. İnsanlık tarihinin neredeyse tamamında bizimle birlikte yaşamış, kumaşın, evin, hatta medeniyetin bir parçası olmuştur. “Güve neden meydana gelir?” sorusu, yalnızca biyolojik bir merak değil, aynı zamanda insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin tarihsel bir göstergesidir. Antik Çağlarda Güve: Doğayla Savaşın İlk Cepheleri İlk dokuma tezgâhlarının ortaya çıktığı Mezopotamya ve Mısır’da insanlar, yün ve ketenden giysiler üretmeye başladıklarında fark ettiler ki doğa, yarattıkları her şeye sessiz bir…
2 YorumKırşehir Kaman Hangi Boydan? Çok Sesli Bir Tarih Yolculuğu “Kaman tek bir ‘boy’a indirgenemez; Oğuzların farklı kollarının izleri üst üste biner.” Kaman’ı ilk kez duyduğumda aklıma ceviz, Kalehöyük ve o sakin Orta Anadolu ışığı gelmişti. Sonra “Kırşehir Kaman hangi boydan?” sorusu düştü önüme. Bir etiket bulup geçmek kolaydı ama Kaman’ı seven herkes bilir: Burada katman katman bir hikâye var. Gel, birlikte açalım dosyayı; kökenlerden bugüne, bugünden yarına uzanan bir sohbet gibi. Kısa Cevap: Kaman’ı Tek Bir Oğuz Boyuna Sığdırmak Zor Kaman ve çevresi, Selçuklu sonrasında çeşitli Oğuz kollarının yerleştiği bir saha olarak anılıyor. Yer adları bunun ipuçlarını veriyor: Büğüz (Büğdüz)…
2 YorumGüneşin Batışına Ne Ad Verilir? Bir Tarihçinin Gözünden Zamanın Kapanış Anı Tarihle uğraşan biri için günün sonu her zaman özel bir anlam taşır. Çünkü güneşin batışı sadece doğa olaylarından biri değildir; toplumların, inançların ve uygarlıkların ritmini belirlemiş, takvimlerin yönünü tayin etmiştir. İnsanlık, gökyüzünün kızıllığında sadece günü değil, bir dönemin sonunu da okumuştur. Bugün biz bu ana basitçe “gün batımı” deriz; ama tarih boyunca bu anın adı, anlamı ve hissi değişmiştir. “Güneşin batışına ne ad verilir?” sorusu, görünenden çok daha derin bir geçmişi çağırır. Tarihsel Kökler: Güneşin Batışı ve Zamanın Keşfi İlk uygarlıklar için güneşin batışı, yalnızca gecenin başlangıcı değil, aynı…
16 YorumÖğrenmenin Işığında Bir Zanaat: Gümüşçüler Ne Kadar Kazanıyor? Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değildir, aynı zamanda dünyayı yeniden anlamlandırmaktır. Bu dönüşüm, tıpkı gümüşün ateşle şekillenip ışıldayan bir sanat eserine dönüşmesi gibidir. Gümüşçülük mesleğini incelediğimizde de öğrenmenin dönüştürücü gücünü, emeğin bilgeliğe karıştığı bir ustalık sürecini görürüz. Peki, bu sanatı icra eden gümüşçüler ne kadar kazanıyor? Bu sorunun cevabı, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda pedagojik, kültürel ve bireysel öğrenme süreçleriyle de ilgilidir. Gümüşçülüğün Öğrenme Yolculuğu Gümüşçülük, el becerisi kadar öğrenme sürecinin yoğun olduğu bir zanaattır. Usta-çırak ilişkisine dayanan bu meslek, davranışçı öğrenme teorisinin en klasik örneklerinden…
10 YorumGümüş Böceği Yuvası Nasıl Bulunur? – Öğrenmenin Pedagojik Derinliği Bir Eğitimcinin Merakıyla Başlayan Yolculuk Bir öğretmen olarak her zaman şunu düşünmüşümdür: “Gerçek öğrenme, bir problemi çözmeye çalışırken başlar.” Evde karşılaşılan en basit sorunlar bile aslında öğrenmenin sahnesidir. Mesela, bir gün bir öğrencim bana şöyle sormuştu: “Hocam, evde gümüş böceği gördüm, yuvasını nasıl bulurum?” İlk bakışta bu sıradan bir temizlik sorusu gibi görünür. Ama eğitimsel açıdan bakıldığında, bu soru; gözlem, analiz, sabır ve hipotez kurma becerilerini içinde barındırır. İşte bu yazı, “Gümüş böceği yuvası nasıl bulunur?” sorusunu sadece pratik bir cevapla değil, öğrenmenin pedagojik gücüyle ele alıyor. Çünkü her “arayış”, aslında…
14 YorumKap Kaç TDK? Bir Kelimenin Ötesinde Toplumsal Bir Yansıma Bazı kelimeler vardır ki, yalnızca sözlükteki anlamlarıyla değil; taşıdıkları çağrışımlar, hatırlattıkları olaylar ve toplumdaki etkileriyle de derin bir anlam taşır. “Kap kaç” da bunlardan biri. İlk bakışta basit bir deyim gibi görünse de, içinde adalet, güvenlik, eşitsizlik, hatta toplumsal cinsiyet gibi birçok katmanı barındırır. Bu yazıda “kap kaç” kavramını yalnızca TDK’daki tanımıyla değil, toplumsal dinamikler ve adalet perspektifinden de ele alacağız. Çünkü dil sadece kelimelerden ibaret değildir; aynı zamanda kim olduğumuzu, neye inandığımızı ve nasıl bir toplumda yaşadığımızı da anlatır. Kap Kaç TDK Ne Diyor? Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “kapkaç”,…
16 YorumAnkara Güven Hastanesi Ne Zaman Açıldı? Kurumların Gücü, İktidarın İzleri Bir siyaset bilimci olarak, her zaman şu soruyla başlarım: Güç nerede başlar, nerede biter? Toplumsal düzenin görünür yüzü çoğu zaman binalardır, tabelalardır, kurum isimleridir. Ama aslında her kurum, bir ideolojinin, bir dönemin ve bir iktidar biçiminin yansımasıdır. Ankara Güven Hastanesi de bu açıdan yalnızca bir sağlık kurumu değil; Türkiye’nin modernleşme sürecinin, devlet-vatandaş ilişkisinin ve toplumsal cinsiyetin bileşenlerini bir araya getiren simgesel bir yapıdır. Peki “Ankara Güven Hastanesi ne zaman açıldı?” sorusu yalnızca bir tarih mi anlatır, yoksa bir siyasal dönüşümün hikâyesini mi? Bir Kurumun Doğuşu: Cumhuriyetin Sağlık İdeolojisi 1930’lu yıllar……
14 YorumKant’ın Bilginin Kaynağı Düşüncesi Nedir? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Felsefenin en çetrefilli ama bir o kadar da büyüleyici sorularından biriyle birlikteyiz: “Bilgi nedir ve nereden gelir?” Bu yazı, konulara farklı açılardan bakmayı seven ve okuyucularla fikir alışverişi yapmaktan keyif alan biri olarak, sizi düşünmeye davet eden bir yolculuk olacak. Gelin, Kant’ın bu kadim soruya verdiği cevabı keşfederken, farklı bakış açılarını da karşılaştıralım. — Kant ve Bilginin Kaynağı: Deneyim mi, Akıl mı? Immanuel Kant, modern felsefenin en etkili düşünürlerinden biri olarak, bilginin kaynağına dair tartışmalarda devrim yaratmıştır. Ondan önce iki büyük düşünce akımı hâkimdi: Empirizm (deneyimcilik): Bilginin deneyim ve…
8 YorumKamus-ı Osmanî sıradan bir sözlük değil; imparatorluğun dil ideolojisini paranteze alan, bugün hâlâ tartışılması gereken bir “dil siyaseti belgesi”. Kamus-ı Osmanî Nedir? Bir Sözlükten Fazlası, Bir Rejim Dili Haritası Kamus-ı Osmanî, Mehmed Salâhî’nin derlediği, dört ciltten oluşan, Türkçede kullanılan Arapça–Farsça ve “ecnebî” kökenli kelimeleri bir araya getiren kapsamlı bir Osmanlıca sözlüktür. İlk ciltleri Hicrî 1313 (1895), son cildi 1322 (1904) tarihlerinde İstanbul’da Mahmud Bey Matbaası’nda basılmış; on binlerce maddeyi edebî örneklerle (manzum–mensur) destekleyerek dönemi için benzersiz bir derinlik yakalamıştır. ([E-Kitap][1]) Tanımın Ötesi: “Osmanlıca”yı Kim, Nasıl Konuşuyordu? Eserin alt başlığında açıkça görülen “Türkçede kullanılan Arabî, Farisî, Ecnebî kaffe-i lügati hâvîdir” vurgusu,…
10 Yorum