Etmek Ne Fiilidir? Bir Yolculuğun Hikâyesi
Bazen bir kelime, sadece bir fiil değil, bir hayatın özetini taşır. “Etmek” fiili de tam olarak böyle bir kelime; belki de hepimizin hayatında yer alan ama çoğu zaman tam anlamıyla kavrayamadığımız bir kavram. Kayseri’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve çoğu zaman duygularımı yazıya dökmek, onları kağıda akıtmak bana bir tür rahatlama sağlıyor. Bugün size “etmek” fiilini, bir olayın içinde, hem de bir yolculuk gibi anlatmak istiyorum. Hikayem, belki de bazılarınızın yaşadığı bir şeyle benzer duyguları taşıyacaktır.
Hayal Kırıklığı: “Ettim” ve “Edemedim” Arasında
Bir pazar sabahıydı. Güneş Kayseri’nin üzerinde öyle parlıyordu ki, sanki her şey biraz daha parlak, biraz daha umut dolu hissediliyordu. Ama ben içimde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum. Birkaç hafta önce, hayatımın en büyük kararını vermiştim: kendi işimi kuracaktım. Genç yaşta, belki de çoğu kişinin “daha zamanı var” diyecek kadar cesur ve deliydim. Ama günler geçtikçe, o cesaretin yerini endişe ve korku almaya başladı. “Etmek” fiilinin anlamını bir türlü kavrayamıyordum. İnsan hayatta bazen öyle kararlar alır ki, sadece bir şeyleri yapmak için değil, aslında bir şeyleri etmemek için bile risk alır. Ama ben, o sabah, hayatımı değiştirecek bir adım atmaya karar verdim. Hedefim netti: bir iş kurmak. Bunu yapmak istiyordum. O zaman, “etmek” fiilinin ne anlama geldiğini düşündüm.
Ama sonra, işin içine gerçekler girmeye başladı. Belki de sadece başlamak istemiştim, ama neyi nasıl yapacağımı bilmiyordum. Bu yüzden sabah uyanıp bilgisayarımı açtım ve o gün için bütün adımları planlamaya başladım. Fakat her yazdığım kelime, her cümle, daha da fazla kaybolmamı sağladı. “Etmek” fiilinin gerçekte ne olduğunu bir türlü anlayamıyordum. Bu yalnızca bir eylem değildi, bir sorumluluk, bir ağırlıktı.
İçimden bir ses sürekli “Hadi, yap! Yola çık!” diyordu. Ama bir başka ses, “Bunu etme, yeterince hazır değilsin,” diyordu. İki ses arasında bocalarken, hiçbir şey yapmadım. O gün hiçbir adım atmadım.
Heyecan: Bir Adım Atmanın Gücü
Bir hafta sonra, belki de o ilk hayal kırıklığımdan bir şeyler öğrenmiştim. “Etmek” fiili artık sadece bir kelime değil, adeta bir güç, bir yolculuk haline gelmişti. Ama bu kez kararımı vermiştim. O sabah, biraz farklıydım. Bir haftalık sessizlikten sonra, en azından bir şey yapmak gerekiyordu. Bilgisayarımı açtım, planımı yazmaya başladım, her cümleyi özenle, dikkatle yazdım. Bir şeyler yapmak gerekiyordu, çünkü “etmek” fiilini tam anlamıyla bu şekilde hissedebileceğimi biliyordum.
O an, Kayseri’nin sakin sokaklarında yürürken, havada bir değişim vardı. Güneş, bir hafta önceki gibi parlamıyordu ama ben o anın içinde gerçekten bir şeyler yapma cesaretini bulmuş gibiydim. Adım attım. İlk küçük adımı. O gün, bir e-posta gönderdim. İlk müşterime teklifimi sundum. Bu belki küçük bir adım ama gerçekten bir şeyleri başlatmanın gücüydü. O e-posta, o ilk adım, bir şeyleri “etme” çabamdı. Her ne kadar küçük bir adım olsa da, içimdeki o büyük boşluğu doldurdu. Artık bir şeyleri etmenin ne demek olduğunu hissedebiliyordum.
Geriye dönüp bakınca, ilk hayal kırıklığım aslında sadece başlamanın korkusuydu. Ama bir kez adım attıktan sonra, “etmek” fiili sadece bir kelime olmaktan çıkıp, gerçek bir eyleme dönüşmüştü. Bu kadar basitti. Yapmak, bir şeylere başlamak. Ve işte bu, beni yeniden heyecanlandırdı.
Umut: Yola Çıkmak ve Yolda Olmak
Zaman geçtikçe, işler daha da büyüdü. Küçük adımlar, büyük hayallere dönüşmeye başladı. Bir hafta sonra başka bir teklif, bir ay sonra başka bir fırsat… Her geçen gün, bir adım daha attım. Zaten hayat da böyle değil mi? Korkarak başlamak ve sonra her şeyin bir adım, bir fırsat, bir hayal olarak gerçeğe dönüşmesi… İleriye doğru atılacak her adım, bir başka umudu doğuruyor.
Bir akşam, Kayseri’nin o her zamanki, sessiz ama derin sokaklarında yürürken, işin ne kadar doğru bir şey olduğunu fark ettim. Belki de “etmek” fiili, en basit haliyle, sadece bir şey yapmakla kalmıyor, aynı zamanda bir yolculuğa çıkmak demekti. Yola çıkarken insanın içinde hissettiği umut, belki de hiç düşündüğümüz kadar önemli. Şimdi, yapmayı düşündüğüm şeyleri gerçekten yapmanın zamanıydı. İçimdeki korku, kaybolmuştu. Bir şeyleri etmenin gerçek anlamı, sadece başlamak değil, aynı zamanda yolda olmakmış.
Bugün, biraz düşününce, o eski haliyle “etmek” fiilini, kelimelerle anlatmaya çalışmak çok anlamlı olmuyor. Artık bu fiil benim için bir yolculuk, bir adım, bir cesaret anlamına geliyor. Başlamak, bir şeyler yapmak, bir yolda olmak… Bu, belki de hayatın en güzel tarafı.
Sonuç: Etmek, Her Şeyin Başlangıcı
Kayseri’de yaşayan, duygularını yazıya döken biri olarak, “etmek” fiilinin bana ne anlama geldiğini çok iyi fark ettim. Başlamak, adım atmak ve bir şeyleri yapmak, aslında hayatı yaşanabilir kılıyor. Kimse, her zaman hazır olamaz; ama ne zaman harekete geçersek, o zaman her şey bir adım daha yaklaşıyor. Bir şeyleri yapmak, aslında o şeyleri etmenin kendisi kadar değerli.
Bugün, hala aynı yolda yürüyorum ve her geçen gün, “etmek” fiilini daha çok seviyorum. Belki de hayatın gerçek anlamı, sadece yapmaya cesaret etmekte saklıdır. Yani, bir şeyler “etmek” için tek yapmanız gereken şey, bir adım atmaktır. Ve o adım, size her zaman daha fazla şey kazandırır.